6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 07.06.2012 tarihinde kabul edilmiş ve 22.06.2012 tarihli, 28331 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Türk Hukuku için bir ilk olan arabuluculuk kurumunu düzenleyen Kanun’un 1. maddesinde, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanacağı belirtilmiştir. Kanun’un gerekçesinde, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından olan arabuluculuk kurumu ile uyuşmazlıkların mahkemelere yansımadan anlaşmayla çözülmesi, daha basit ve kolay şekilde sonuca ulaşılmasının amaçlandığı belirtilmektedir.

Yine TBMM’de 06.12.2018 tarihinde kabul edilen ve 01.01.2019 tarihi itibari ile yürürlüğe giren 7155 sayılı kanunla  TTK 5/a maddesi ile Ticari davalarda konusu bir miktar  para alacağı ve tazminat talepleri hakkında  dava açmadan önce arabulucuya başvurmak  zorunlu  dava şartı haline  getirilmiştir.

Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen, dava şartı olarak düzenlenen arabuluculuk dışında sürece başvurulmasında ve her halükârda sürecin yürütülmesinde ve sonlandırılmasında ihtiyarî olarak gerçekleştirilen uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Keza arabuluculuk, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanan ve barışçıl uyuşmazlık çözüm yöntemleri içinde yaygın olarak kullanılan uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Arabuluculuk, taraflara, uyuşmazlık konularını belirleme ve açıklığa kavuşturma, farklı bakış açılarını anlama, menfaatlerini tanımlama, olası çözümleri ortaya koyma, değerlendirme ve istendiğinde de karşılıklı tatminkâr anlaşmalara varma fırsatını sunma gibi çeşitli amaçlara hizmet eder.